O kadar da derin değil

O kadar da derin değil

by Ozge McAree
Season 1
Sabah İlk İş Telefona Bakmak Beynine Ne Yapıyor?
Sabah ilk iş telefonuna ve sosyal medyaya bakmak, günün geri kalanındaki odaklanmanı, motivasyonunu ve enerjini etkiliyor olabilir mi? Bu bölümde dopaminin aslında ne olduğunu, sosyal medyanın beynimizin ödül ve motivasyon sistemiyle nasıl çalıştığını ve neden hızlı, kolay ödüllerin spor yapmak, yürüyüşe çıkmak, çalışmak ya da önemli bir işe odaklanmak gibi emek isteyen şeyleri daha zor hissettirebildiğini konuşuyorum. “Cheap dopamine” yani kolay dopamin gerçekten ne demek? Telefon neden elimizde bu kadar çekici hale geliyor? Ve sabah rutinimizi değiştirmek için telefonu tamamen hayatımızdan çıkarmadan ne yapabiliriz? Benim sabahları uygulamaya çalıştığım üç basit şey var: Movement. Mindfulness. Mindset. Hareket etmek, zihnine biraz alan açmak ve günün yönünü telefonun değil senin belirlemen. Spor salonuna gitmek zorunda değilsin. Uzun bir meditasyon yapmak zorunda da değilsin. Ama güne sosyal medya ile başlamadan önce birkaç dakikayı kendine ayırmak, bedenini hareket ettirmek ve o gün neye odaklanacağını belirlemek düşündüğünden çok daha önemli olabilir. Ve kendine şu soruyu sormayı unutma: Bu akşam kendimle gurur duymak için bugün ne yapmış olmam lazım? Telefon bekler. O kadar da derin değil. Arama kelimeleri: sabah rutini, sabah alışkanlıkları, telefon bağımlılığı, sosyal medya bağımlılığı, dopamin, cheap dopamine, kolay dopamin, motivasyon, odaklanma, mindfulness, mindset, meditasyon, hareket etmek, kişisel gelişim, üretkenlik, sağlıklı alışkanlıklar, sosyal medyanın beyne etkisi, telefonun beyne etkisi, Türkçe podcast, O Kadar da Derin Değil.
Başkalarının Fikri Seni Neden Bu Kadar Etkiliyor?
Başkalarının söylediklerini neden bu kadar önemsiyoruz? Bir eleştiriyi neden günlerce kafamızda tekrar tekrar yaşıyoruz? Ve en önemlisi… Bir insanın senin hakkında düşündüğü şey gerçekten seni mi anlatıyor, yoksa onu mu? Bu bölümde; insanların fikirlerinin neden üzerimizde bu kadar güçlü bir etkisi olduğunu, beynimizin belirsizlik karşısında neden hikâyeler yazdığını ve eleştirileri kişisel almadan öz saygımızı nasıl koruyabileceğimizi konuşuyoruz. Eğer sen de; • İnsanların söylediklerini fazla düşünüyorsan, • Sürekli aynı konuşmaları zihninde tekrar ediyorsan, • Eleştirilmekten korkuyorsan, • Herkesi memnun etmeye çalışırken kendini unutuyorsan, • Ya da başkalarının fikirlerinin özgüvenini etkilediğini hissediyorsan… Bu bölüm tam sana göre. Çünkü bazen bizi en çok yoran şey… İnsanların söyledikleri değil, Onlara yüklediğimiz anlamdır. O kadar da derin değil.
Geçmişi Bırakıp Bugüne Odaklanmak | Kendinden Ne Bekliyorsun?
Geçmişi Bırakıp Bugüne Odaklanmak | Kendinden Ne Bekliyorsun? Bazen günün nasıl geçeceğini, daha gün başlamadan belirliyoruz. Geçmişte yaşadıklarımız, kendimizle ilgili inandığımız şeyler ve beklentilerimiz; bugün neye odaklandığımızı ve nasıl davrandığımızı etkileyebiliyor. Ama dün bitti. Ne yaptık, ne yapamadık, neyi erteledik… artık değiştiremeyiz. Bugünü değiştirebiliriz. Ben artık her sabah kendime tek bir soru soruyorum: “Bu akşam kendimle gurur duymak için bugün ne yapmış olmam lazım?” Belki de mesele dünü tekrar tekrar düşünmek değil; bugün kendimizden ne beklediğimize karar vermek. Dünü düzeltemeyiz. Ama bugünün nasıl geçeceğinde hâlâ söz hakkımız var. O kadar da derin değil. 🤍
O kadar da derin değil | Fragman
Trailer
Gerçekten o kadar derin miydi? Bazen yaşadığımız bir şeyi, verdiğimiz bir kararı, söylenen bir sözü ya da sadece kötü geçen bir günü kafamızda olduğundan çok daha büyük bir yere koyuyoruz. O kadar da derin değil, hayata biraz daha uzaktan bakmak, bazı şeyleri olduğu yerde bırakmak ve kendimize gereksiz yere yüklediğimiz ağırlıkları biraz hafifletmek üzerine kısa bir seri. Bazen ihtiyacımız olan tek şey, kahveni eline alıp kendine şunu sormak: Gerçekten o kadar derin miydi? Özge McAree