Odatv

Odatv

by Odatv
Season 3
Soner Yalçın yazdı. AFFECTIVE POLARIZATION* Fikir üzerinden değil duygu üzerinden ayrışmak. | Soner Yalçın yazıları | 16 Aralık 2025
“Affective polarization”: Duygusal kutuplaşma… İnsanların fikirler üzerinden değil, duygular üzerinden ayrışması demek. Mesele artık, “ne düşünüyorsunuz” sorusu değildir, “kimi seviyorsunuz, kimden nefret ediyorsunuz” tavrıdır. Tartışma atmosferi yaratmak mümkün değildir. “Sen kötüsün ve tehlikesin” kalıbı dışına çıkılamaz. Yalan, karşı tarafı kötü gösteriyorsa sorgulanmaz bile… Muhalif bilgi peşinen reddedilir. Gazetecilik “taraflı” sayılır. Burada artık argüman-olgu yok, duygu vardır! Muhalif tarafın söylediği doğru bile olsa reddedilir. İktidarın taktiği bellidir; duygusal kutuplaşma ile kendi tabanını sıkı sıkıya bağlamak: -“Kazanamazsak ülke biter.” -“Karşı taraf gelirse felaket olur.” Böylece başarı değil, korku oy getirir. Peki iktidarın bu stratejisi her daim başarı getirir mi? Hayır. Yazdım nedenini...
Hasan İmamoğlu'nun sözlerinin derin anlamı: Size birini tanıtacağım | Soner Yalçın yazıları | 12 Aralık 2025
Harry Dexter White, Boston/Massachusetts’te Litvanya’dan göçen yedi çocuklu bir Yahudi ailenin çocuğuydu. Columbia'da siyaset bilimi okudu. Stanford'ta ekonomi dalında yüksek lisans yaptı. Harvard üniversitesinde doktora yapıp ders verdi. Amerikan Hazine Bakanı Henry Morgenthau Jr. onu uluslararası mali işlerde danışmanı yaptı. Ardından bakan yardımcılığına kadar yükseltildi. Kurucusu olduğu IMF'nin başkanlığını yaptı. Uğradığı soruşturma sebebiyle 56 yaşında öldü. Hasan İmamoğlu ile ne ilgisi vardı?
Marks'tan İmralı'ya mektup var: Düşünce çizginde bütünlük yok | Soner Yalçın yazıları | 11 Aralık 2025
Öcalan'ın dediği; “tarih aydınlandı, Marks eksik kaldı” sözü, Marksist yöntemi yanlış yerden ele almaktır. Kuşkusuz 19’uncu yüzyıl bilgisi sınırlıydı. Fakat Marks’ın yöntemi tarihsel bilgiden değil, üretim ilişkilerinin analizinden türediği için, yöntemin kendisi bilgi artışından bağımsız olarak geçerliliğini korur. Marks, zamana göre değil, toplumların nasıl işlediğine dair genel yasaları ortaya koydu. Peki Marks, Öcalan'a mektup yazsa neler derdi? Onun kaleminden ben yazdım.
Yeni aydın profili. Entelektüel güç, cesaret ve kültür yok | Soner Yalçın yazıları | 10 Aralık 2025
Akademisyen Soner Kavuncuoğlu’nun “Asya-Tipi Üretim Tarzı” adlı beş yüz sayfalık kitabını okudum; aydınların, “Osmanlı toplum yapısı neydi”, “Türkiye nasıl kalkınır” gibi sorulara aradıkları yanıtlar ve aralarındaki zengin tartışmaya bir kez daha hayran kaldım… Bu “altın dönemi” kim/kimler “kör bir testere” ile biçti? Entelektüel hafıza nasıl yok edildi? 12 Mart 1971 darbesiyle başlayan düşünsel yozlaşma-çürüme süreci bugün hâlâ sürüyor. Sözümü, Öcalan'ın 6 Aralık açıklamasına getireceğim:
Milli Çözüm Süreci Atlanan gerçek | Soner Yalçın yazıları | 9 Aralık 2025
Kürt sorunu yalnızca bir kimlik meselesi değildir. Salt kimlikçi siyasi bakış; sınıfsal, ekonomik ve bölgesel eşitsizlikleri görünmez kılıyor… Oysa sorun, Türkiye'nin neoliberal sınıf rejiminin tam merkezinde yer alıyor. Kürt sorunu ekonomik, sınıfsal, tarihsel, mekansal, siyasi ve uluslararası boyutları olan çok katmanlı bir olgudur. Ve maalesef “milli çözüm süreci” gündeminde bunlar yok! Aman dikkat: Sorun doğru teşhis edilmezse çözüm de yanlış tasarlanır! Yazdım asıl konuyu:
"Biz" Turgut Özal... "Onlar" Süleyman Demirel.. TÜRK SAĞINDA GİZLİ MEVZİLENME Ayrım ülkeyi liyakatsizliğe sürükledi. Soner Yalçın yazdı
Prof. Sabahattin Zaim (1926–2007), iktisatçı, akademisyen ve muhafazakâr çevrelerin önde gelen düşünürü idi… “Bir Ömrün Hikayesi” kitabındaki bir sözünü paylaşmak istiyorum: “(Turgut) Özal bizdendir onları idare etmeye çalışıyor, (Süleyman) Demirel onlardandır bizi idare etmeye çalışıyor." “Onlar” ve “Biz” şahıs zamirleri üzerinde duracağım, çünkü bugün yaşadığımız sorunların temelinde bu ikilik var. Bu söz tek başına siyasal analiz gibi görünse de, Türkiye’deki “biz-onlar” ayrımı derin sorunlara yol açtı. Mesela bu nedenle, Türkiye'de “liyakat” değil “aidiyet” aranıyor... Ya diğerleri? Yazdım...
Barzani, Öcalan'ı kışkırtıyor. Cizre gösterisinin gizli şifreleri. | Soner Yalçın Yazıları | 4 Aralık 2025
Barzani'nin Türkiye'de en güçlü tabanı Şırnak/Cizre... Yıllardır bölgedeki Goyan, Gevdan, Heriyan vb. aşiretler ile dini-siyasi-ticari iş birliği yapıyor. Cizre'ye gelen Barzani, silahlı peşmergeler ile kime ne mesaj veriyor? İlk mesaj Öcalan'a... Sonraki mesaj milli çözüm sürecinden rahatsız Kürtlere ve son mesaj Batı kamuoyuna... Nedir bu mesajlar ve bunun arkasındaki güç kim? İşte Cizre kodları...
Muhafazakarlar nereye koşuyor. Ali Babacan üzerinden yazdım | Soner Yalçın Yazıları | 3 Aralık 2025
Turgut Özal ile başlayıp Erdoğan ile süren muhafazakâr iktidarlar, ahlaki idealizmi erozyona uğrattı. Zenginleşen yeni muhafazakâr elit, siyaseti “çıkar ilişkisi” temelli yaşamaya başladı. Dava unutuldu; “dindarlık” söyleminin içi boşaltıldı. Dindar zenginleşmesinin yarattığı sınıfsal uçurum derinleşmekle kalmadı, maneviyat kullanabilir araca dönüştürüldü! Manevi otoritelerin inandırıcılığı eridi. Kul hakkı affedilir oldu. Yani, dindarlık, derinleşmedi, yüzeyselleşti… Ülkeye depreme sürükleyen bu sorunu Ali Babacan üzerinden yazdım..
Necip Fazıl mı, Nurettin Topçu mu. Erdoğan'ın ideolojil yolu. Fransa'da doğan Personalizm nedir. | Soner Yalçın Yazıları | 2 Aralık 2025
Cumartesi yapılan İlim Yayma Ödül töreni boyunca kafamda şu soru oluştu. Ki bunun yanıtı AKP’yi yakından ilgilendiriyor… İlim Yayma Cemiyeti'nin kuruluşunun ardından 75 yıl geçti, bugün “gerçek ödülü” kim kazanmış oldu? Necip Fazıl Kısakürek çizgisi mi Nurettin Topçu çizgisi mi? Kısakürek ve Topçu, devlet bursuyla Fransa'ya gönderilen ekiptendi. Burada yeni bir düşünce ile tanıştılar: Personalizm/kişiselcilik/şahsiyetçilik… Ne demekti bu? Erdoğan kimin "yolundan" yürüdü? Yazdım:
CHP delegesi için "alarm" yazısı: CIA-Rockfeller. Bu işin neresinde | Soner Yalçın Yazıları | 28 Kasım 2025
Gerek CHP’nin, Türk kimliğini yok sayan “kültürel program taslağı”... Gerekse son yıllarda her sorunu “kültüre” bağlayan etnisite ağırlıklı “kimlikçi sol” görüşler… Bitmez tükenmez dindarlık-sekülerlik üzerine yapılan tartışmalar… Epeydir kafamdaki tartışmayı yazmamı zaruri kıldı. Beni "uyandıran" Claude Levi-Strauss oldu!
1 of 67